orenbeldesi.com | Guncel Tarafsiz Haberin Dogru Adresi
23 NİSANI ÇOCUKLARA ZEHİR ETTİ
Mersin'de skandal! Çocukların kıyafeti uygun değil diye gösteri yarıda kesildi v
ÖZDİLEK AVM EYNESİL DEDİ
Eynesil Kemaliye köyü eski Dernek Başkanı Hasan Cıvak'ın başına talih kuşu kondu
ÖREN-RABİA NAZ VATAN'A AĞLIYOR
Rabia Naz VATAN (10) kızımızı kaybettik
FATMA TUFANOĞLU VEFAT ETTİ
Ören Beldesi Camidüzü mahallesi sakinlerinden Fatma TUFANOĞLU vefat etti
'şeker fabrikaları' daveti
Karamollaoğlu'ndan, Hatay'a giden ünlülere 'şeker fabrikaları' daveti
Açılımlar üzerine...

Açılımlar üzerine...

  Bu yazı 14 Mart 2011, Pazartesi 10:40:28 eklenmiştir. 1629 kez okunmuştur.
Yazar : Zeynel A. BALCI
Son günlerin modası açılımlar. Bir biri ardına geldi. Mevcut açılım süreçleri henüz tamamlanmadan yenileri gelecek gibi. Neden yoğunlaştı? Ve neden şimdi? Öyle ya bu oyunu bir kuran var elbette. Hiçbir şey kendiliğinden olmayacağına göre. Geniş anlamda soğuk savaş dönemlerinin geride kalmasıyla yeniden şekillenen siyasi coğrafya. Ve daha kısa ölçekli bakış olarak da adına büyük Ortadoğu projesi (BOP) denilen sürecin başka bir aşamasına geçilmesi... ABD’nin Irak’tan önümüzdeki yıldan itibaren çekilmeye başlayacak olması. Bunlar neden şimdi? nin akla gelen ilk akla gelen nedenleri. Siyaset ve sosyal yapı ekonomiye göre şekillendiğine göre siyasi gelişmelerin altında ekonomik gerekçe aramak gerekecek. Bu gerekçeler neler olabilir?


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

                         Gerekçe aslında coğrafyanın kendisi. Napolyon “Bir ülkenin coğrafyası o ülkenin kaderidir” demiş.  Dünyada doğalgazdan petrole kadar bilenen enerji rezervlerinin önemli bir kısmı (bazı raporlara yüzde 70’i)  Ortadoğu ve Ön Asya ile Kafkaslarda bölgesinde bulunuyor. Avrupa ve ABD’nin gözü kulağı bu enerji havzasında. ABD Irak’ta trilyon dolarlık savaş bütçelerine ve onca can kaybıyla birlikte dünyanın eleştirisine bunun için katlandı. Şimdi bu pastandan herkes kendince pay alma kavgasında. Aslında aslan payını kimin alacağı belli de nasıl alınacak? Bunun için öncelikle barış gerekir. Enerji kaynaklarının kullanıma açılması için barış ve bölgedeki sorunların çözülmesi lazım. Enerji kaynakları ve yollarının güvenliği önemli. Son yıllarda Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Nabucco doğalgaz boru hattı gibi projeler bölge enerji kaynaklarını batıya aktaracak milyar dolarlık önemli projeler.  Geçtiğimiz yıllarda Rusya’nın enerji yolları üzerindeki küçücük Çeçenistan ile yaşadığı sorunları hemen herkes hatırlar. Ermeni-Azeri kavgası, Türkiye-Ermeni sorunları. Şimdiye kadar kimsenin ses çıkarmadığı bölgesel sorunlar birden bire en önemli mesele haline geliverdi. Türkiye-Ermenistan protokolü imzalanırken Türk ve Ermeni dışişleri bakanlarının arkasındakilere bir bakın. ABD, Fransa, Rusya,  İsviçre dışişleri bakanları ve AB temsilcileri. İmza atmakta yan çizen Ermeni bakana yapılan baskı basına haber oldu. Sanki 2.5 milyonluk Ermenistan ile Türkiye arasındaki sorunlar şimdiye kadar çok da umurlarındaydı. Daha çok Türkiye’yi sıkıştırmak ve 24 Nisan’da şantaj aracı olarak görüldü. Ama şimdi herkes bölgede üs ve dost bulma çabasında. Enerji fakiri AB o bölgeye Türkiye üzerinde ulaşma düşüncesinde. Türkiye ise bu bölgedeki yolculuğuna ABD ile çıkmış görülüyor.
Obama’nın gelişi sonrası ABD askeri Irak’tan  çekileceğine göre bölgeye bir de hami veya gölge lider ülke lazım. Bu rolün de Türkiye’ye verildiği anlaşılıyor. Ermeni açılımın ardından  Suriye ile vizenin kaldırılması ve hemen ardında başbakanın Irak ziyaretiyle 47 alt başlıkta yapılan anlaşmalar. Rusya ile yakınlaşmalar. Bunun için Türkiye’nin hak ettiği saygın ve güçlü konumuna getirilmesi gerekir. Şimdiye kadar Türkiye’yi zayıflatmak için kullanılan PKK’nin şimdilik işlevi bitmiş oluyor. Şimdi güçlü bir Türkiye lazım.  Adına önce Kürt açılımı denilen demokrasi açılımının nasıl ısıtılıp hangi mutfaklarda piştiğine bakalım. Basından takip ettiğimiz kadarıyla; Nisan ayında ABD’de danışmanlar ve düşünce kuruluşları tarafından hazırlanıp, Mayıs ayında bazı sivil toplum temsilcileri (TESEV), eski siyasiler, bazı akademisyenler, gazetecilerle bürokrat ve hükümet temsilcilerinin katıldığı Ankara Best Otel’de son şekli verilen adına ister Kürt, ister demokrasi açılımı deyin artık işleme açılmış durumda. Sanki şimdiye kadar bilinmiyormuş gibi önce PKK’nin lider kadrosundaki bazı üst düzey örgüt yöneticilerinin ABD’de banka hesaplarına “Uyuşturucu kaçakçılığı” yaptığı gerekçesiyle el konuldu. Bu aslında PKK’ya ve dünyaya bir mesajdı. Bir kaç gün sonra da 34 PKK’lı gelerek teslim olup Türk hukuk sistemi de zorlanarak  serbest bırakıldılar. Sanki ABD’nin Abdullah Öcalan’ı yakalayıp teslim etmesi gibi. Rahmetli Ecevit “ABD bize Abdullah Öcalan’ı neden teslim etti anlamadım”  demişti. Hatta o zaman için basında Abdullah Öcalan’ın sağ kalması koşuluyla teslim edildiğine dair haberler yazılıp çizilmişti. Abdullah Öcalan’ın neden teslim edildiği ve idam edilmediği son yaşananları görünce herhalde anlaşılıyor. PKK’nın silah bırakması ve terörün durması herkesin yararına elbette. Ama sonraki aşama ne onu bilen yok. Demokrasi veya Kürt açılımı projesi ortaya çıkalı aylar oldu nerdeyse içeriğini bilen var mı? Geçenlerde iktidar partisinin MKYK’da görevli bir milletvekilinin TV’de canlı yanında “Ben de bilmiyorum” sözü basına düştü. Bakalım şapkadan ne çıkacak? Yaşayıp göreceğiz.
Hatırlanırsa Türkiye-İsrail ilişkilerinde artan gerilim de eş zamanlı çıktı. Davos’ta yaşanan gerilim yumuşamıştı. Birden TRT’deki dizinin içeriği ve tatbikatların iptal edilmesiyle tekrar gerilim arttı. Müslüman ağırlıklı coğrafyada ortak düşman konumundaki İsrail’e meydan okuma doğal olarak Türkiye’ye prestij kazandıracaktır. Washington büyükelçiliği yapmış eski bir diplomatın deyimi ile askerlerin başına çuval geçirme olayı ile bölgede prestij kaybına uğrayan ve “Edilgen” konuma düşürülen Türkiye’yi yeniden bölge ülkeleri nezdinde öne çıkarmak önemli. Gerçi İsrail ile artan gerilimi hükümetin erken seçime gitme niyetlerine ve Saadet Partisi tabanına mesaj algılayanlar da olabilir. Bu da aslında makul  gerekçelerden biri olarak kabul edilebilir. Sebep ne olursa olsun Türkiye-İsrail ilişkilerinde kalıcı bir kopma beklemek çok zor. Zaman zaman politika gereği bu dalgalanmalar olsa da ABD’nin İngiltere ile doğal  müttefiki konumundaki İsrail’in Türkiye ile kalıcı olarak soğuk kalması beklenemez.
ABD başta olmak üzere hemen herkesin birden bire başı güvercini olmasının ardındaki daha geniş ölçekli sebep başka ne olabilir? Geçtiğimiz aylarda ABD başkan danışmanları ve düşünce kuruluşlarında öne çıkan bir çalışmanın etkisini yabana atmamak gerekir. Asya’nın artık “Hedef Pazar” olduğu vurgusu yapılan çalışma geçtiğimiz aylarda dış basına yansıdı. ABD başkanı Obama geçtiğimiz günlerde “Çin daha fazla tüketmeli” dedi. Asya kıtasında 3.5 milyarı aşkın nüfus yaşıyor. Ekonomik büyümesi daha yüksek. Enerji varlıklarıyla  zenginlik ve sermaye akışı beklentisi artmış durumda. Bu görünüm Ortadoğu ile Kafkaslar ve Ön Asya’ya kapı konumundaki Türkiye’yi haliyle önemli hale getiren bir başka etken.
Niyetler belli de “Evdeki hesap çarşıya uyacak mı? “ Önümüzdeki dönemde bu test edilecek. 5 binden fazla şehit yaklaşık 35 bin kişinin ölümünden sorumlu PKK’nın tasfiyesi nasıl olacak? Türk halkının bunu hazmı kolay olacak mı? 34 PKK’lının teslim olmasının ardından çok kolayca serbest kalması ve davul-zurnalı karşılamaların bir amacının olduğu anlaşılıyor. Bunun geriden gelecek olanlara mesaj mı? Yoksa bölgedeki güç gösterisi mi veya ülke genelindeki karşı düşünceyi tahrik için mi olduğu zamanla anlaşılacak. Silivri’de suçlarının ne olduğunu dahi bilmeden aylardır hakim karşısına çıkmayı bekleyen bilim adamları, gazeteciler ve askerlerden esirgenen hoşgörünün terör örgütü mensuplarına cömertçe gösterilmesinin toplumsal rahatsızlık yarattığı kesin. 1992 Hocalı katliamının izlerinin unutulmaya yüz tuttuğunu kabul etsek bile Dağlık Karabağ sorununa rağmen bölge barışı konusunda kilit rol oynayan Azerbaycan-Ermenistan anlaşması nasıl olacak? Son dönemde Dağlık Karabağ işgalinin devamına karşılık Ermenilerin işgal ettiği 7 Azeri şehrini terk etme ve Laçin koridorunu açık tutma şartıyla iki tarafında anlaşmaya yaklaştırılması görüşü bakalım tutacak mı? En önemlisi ABD-İran arasındaki gerilim. İran’ın nükleer silah yapımı ve petrolü Euro üzerinden satışı gibi hiziplerden beslenen gerilim artarsa veya bir tarafı seçmek gerekirse Türkiye’nin konumu ne olacak? Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık durumu. Ya Irak? Sünni-Şii ve Kürt etnik yapı üzerine fiilen üçe bölünmüş Irak’taki “Zoraki barış” ABD askerlerinin çekildikten sonra ne kadar korunabilecek? Batılı devletler bu aşamada ortak hareket ediyormuş izlenimi verse de bir süre sonra kendi aralarında çıkar çatışması olmayacak mı? Şimdi olmazsa bile sonraki aşamalarda özellikle Ortadoğu’da geçmişte görmeye alıştığımız “Düzensizlikte düzendir” veya “Kaos ta düzendir” türünden manzaraların tekrarlanma olasılığı yok mu? Son günlerde sıkça  duyduğumuz dünya artık barış istiyor, batı her şeyi birlikte yapma taraftarı türünden aşırı iyimser söylemlere karşılık 6-7 Ekim IMF-Dünya Bankası İstanbul zirvesinde IMF başkanın herkesin gözü önünde söylediği, genelde büyük ekonomik krizler sonrası akla gelen “Savaş çıkabilir” söylemini nereye koyacağız? Böyle bir olumsuzluğun yaşanması özenle oluşturulmaya çalışılan bölge barışını zedelemez mi? Bu soruları ve çekinceleri artırmak mümkün. Evdeki hesabın her zaman çarşıya uymayacağı savından hareketle yapılan projeksiyonların mutlaka sapma payları olduğu düşünülmelidir.
Bu gelişmelerin şu anada kadar Türkiye ekonomisinin geneli üzerine etkilerine bakıldığında olumlu bir etki henüz yansımış değil. Ancak ekonominin geneli için orta ve uzun dönemli etkiden söz edilebilir. Sermaye piyasaları üzerinde ise daha hissedilen bir etkiden söz etmek mümkün. İMKB endeksi getiri anlamında dünyada ilk sıralarda yer alırken yabancı yatırımcı ilgisi devam ediyor. Bütçe açığı rekorlar kırarken kamu borçlanma gereğindeki artışa rağmen faizlerin tek haneye çekilip dip yapması ezberleri bozan ve çelişki yaratan bir durum. Ekonomideki sert daralmaya ile cari açıktaki düşüşü yeterli görüp bütçe dengeleri, işsizlik, borç stokları gibi makro ekonomik bazı önemli kırılganlıklara rağmen yabancı kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not artırım sinyalleri, IMF beklentisi ve dış piyasalardaki olumlu havadan beslenen iç piyasa dengelerindeki iyimserlik sürüyor. Bu iyimserlikte yabancı yatırımcının ilgisinin ve desteğinin olduğu kabul gören bir durumdur. Küresel kriz yeniden hortlamaz ve son aylardaki toparlanma sürerse Türkiye’ye verilen rollerin devamıyla bölgeye ilişkin projeksiyonun başarılı olması halinde piyasaların bundan olumlu etkilenmesi olasıdır. Ancak siyasi ve sosyal etkilerinin nasıl olacağı, Türkiye’nin nasıl fırsat ve risklerle karşı karşıya kalacağını zaman gösterecektir.   Fırsat ve riskler ise ayrı bir tartışma konusu. 
 
22.10.2009
Zeynel A. Balcı

Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Zeynel A. BALCI Yazıları
 
 
Giresun büyük şehir olmalı mı?
EVET
HAYIR
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
Ören-der piknik 2012
Ören Beldesi Cami
Ören Köyü Slayt
Ören Horonu Sazalanı Hatırası
Ören-der piknik 2011
[ Tümünü Göster ]

 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
Zonguldak, türkiye kupası, canlı, Kasımpaşa, Emre Aktaş, İngiltere, Turkcell, Haber, Türkiye, Genç, , Serdar Özkan, Akşam, Mini, Final, Ferrari, Bülent Ersoy, Atletico Madrid, Brezilya, Yıldırım, türkiye kupası, ebru gündeş, Bugün, Uğur İnceman, Gökhan Ünal, İstanbul, Van, twitter, Hızlı, Fatih Tekke,
 
|   Copyright © 2014 orenbeldesi.com Tüm Hakları Saklıdır.

 Site içeriğinin veya materyallerin başka bir yerde izinsiz yayınlanması kesinlikle yasaktır. !