orenbeldesi.com | Guncel Tarafsiz Haberin Dogru Adresi
23 NİSANI ÇOCUKLARA ZEHİR ETTİ
Mersin'de skandal! Çocukların kıyafeti uygun değil diye gösteri yarıda kesildi v
ÖZDİLEK AVM EYNESİL DEDİ
Eynesil Kemaliye köyü eski Dernek Başkanı Hasan Cıvak'ın başına talih kuşu kondu
ÖREN-RABİA NAZ VATAN'A AĞLIYOR
Rabia Naz VATAN (10) kızımızı kaybettik
FATMA TUFANOĞLU VEFAT ETTİ
Ören Beldesi Camidüzü mahallesi sakinlerinden Fatma TUFANOĞLU vefat etti
'şeker fabrikaları' daveti
Karamollaoğlu'ndan, Hatay'a giden ünlülere 'şeker fabrikaları' daveti
İktisatçılar çözümü geçmişte arıyor?

İktisatçılar çözümü geçmişte arıyor?

  Bu yazı 09 Subat 2012, Persembe 13:14:36 eklenmiştir. 4934 kez okunmuştur.
Yazar : Zeynel A. BALCI
Küresel kriz derinlik kazanmaya devam ederken çözüm arayışları da yoğunlaştı. Ortak bir çok yönü bulunmasına rağmen her devlet ve iktisatçının kendine göre bir çözüm önerisi ve önlem paketi var. Geçmiş deneyimler ve yaşanan benzeri krizlerde ne yapılmış tekrar hatırlanır oldu.


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Son yaşanan ekonomik krizi 1929 kriziyle eşdeğer görenler veya bu krizden sonraki en büyük ekonomik daralma olarak görenler çoğunlukta. Çözüm olarak da geçmiş tecrübelerden yararlanmak çok doğal görülüyor. Büyük buhranın yaşandığı 1929-1932 yıllarından çıkışta İngiliz iktisatçı Keynes’in politikalarının katkısı var. Kapitalizmin babası sayılan Adam Smith’in “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” felsefesi ve piyasalardaki olumsuzlukları giderecek olan “ Görünmez El” teoremleri kriz karşısında işlevsiz kalınca iş Keynes politikalarına düşmüştü. Keynes, devletin ekonomide aktif rol alarak istihdamın teşvik edilmesi, işsizliğin önlemesi, faiz ve vergi oranlarının düşürülmesi, kişilerin gelirlerinin yükseltilerek efektif talebinin artırılması, devletin alt yapı yatırımlarına yönelmesi ve kamu harcamalarının artırılması gibi görüşleri uygulama alanı bulmuş ve krizin izlerinin silinmesinde etkili olmuştu. Günümüzde yaşanan krizle ilgili hükümet ve merkez bankalarının aldığı önlemlere baktığımızda yukarıda sayılan tedbirlerden bir çoğunun tekrarlandığını görürüz. Çözüm yine 1930’lu yıllardaki uygulamalarda arandı. Mühendislikte, tıpta hemen her gün yeni bir gelişme olurken, “Ne kadar geriye gidersen o kadar ileriyi görürüsün” diyen tarihçiler gibi çözümün yine geride araması o zamandan bu yana yeni bir görüş, yeni bir teori olmadı mı sorusunu akla getirmiyor değil. Halbuki hagde fonlar, türev piyasaları, başta bankacılık olmak üzere ekonomik kurumların kullandığı bir çok enstrüman ve ileri teknolojiye rağmen sorunların çözümü noktasında geri dönüp bakılması dikkat çekici bir durum. Şu açıdan da yaklaşanlar olabilir. Madem iktisat bir bilim, matematik, fizik, kimya gibi. Temel kaide ve prensipler geçerliliğini hala koruyor olabilir. Ancak bu durumda kimyasal bir sorunun 1930’lu yılların bilgileriyle ortadan kaldırılması ne ölçüde gerçekçi olacak diye de sormak gerekir.      

1929 krizinden çıkışta etkili olan Keynes politikaları hatırlanacağı üzere 1970’li yıllara kadar kabul görmüş ve Friedman’ın parasalcı politikalara kadar sürmüştü. Friedman politikaları da bir ihtiyaçtan doğmuştu. Keynesgil uygulama belli bir süre olumlu sonuç verse de bütçe açıkları, enflasyon ve stagflasyon (durgunluk içinde görülen enflasyon) gibi önemli arızaların ortaya çıkmasıyla talep yönlü politikalar yerini parasalcı politikalara bıraktı. Şimdi başta ABD olmak üzere bir çok ülke Keynes politikalarına tekrar dönüş yaptı. Günümüzde bir çok hükümet faiz ve vergi oranlarının düşürülmesi, efektif talebin canlandırılması ve gelir artırıcı önlemleri uygulamaya başladılar. Belki bir ayrıntı ama bu yönde tartışmalar başlamadıysa bile yakında başlayabilir. Keynes politikalarının sonuçları arasında sayabileceğimiz “Likidite Tuzağı” emareleri görülmeye başladı. Avrupa Merkez Bankası başkanına “Piyasalar alınan önlemleri küçümsüyor” dedirten bir durum oluşmaya başladı gibi. Hatırlatmak açısından likidite tuzağı nedir diye; İlk başlarda para arzı ve likiditeyi artırdıkça faiz oranlarının düşmesi ve ekonomin canlanması gibi sonuçlar ortaya çıkar. Bu uygulama belli bir süre devam ettikten sonra,

 

likiditeyi ne kadar artırırsan artır faiz oranlarında belli bir taban oluşur  ve daha aşağıya düşmez, ekonomik büyüme artmaz. Güvensizlik nedeniyle nakit tutma isteği artar, yatırımlar azalır. Bir çok ayrıntısı bulunmasına rağmen ana hatları bu şekilde özetlenebilecek likidite tuzağının günümüzde bazı belirtileri yok değil. Faizlerde artık belli bir taban oluştu. Hem bono faiz oranlarında hem de ABD-FED ve Japon Merkez Bankalarının son  indirimleriyle faiz oranlarını yüzde 0.25 ve 0.10 seviyelerine çekmeleriyle Merkez Bankası faiz oranlarında bu tabanın oluştuğu söylenebilir. Ayrıca piyasaya pompalanan onca nakite rağmen ABD, Japonya ve Avrupa ekonomileri durgunluğa girmiş durumda. Bu durumdan çıkış için yeni bir Friedman’mı gerekecek? Yoksa başka bir çözüm mü bulunacak bunu zaman gösterecek.             

 Son yaşananlara bakıldığında, Marks’ın “ Kapitalizmin  peryodik krizler doğuracağı ” tezinin haklı çıktığı söylemleri iş çevrelerinde tartışılan ve belli ölçüde kabul gören bir konu. Bu noktaya kadar haklılık payı yüksek bu tezin devamı ve sonrası için aynı şeyleri söylemek zor. 1929-1932 yıllarında yaşanan krizden çıkış sonrası uygulamaya bakıldığında devlet müdahalesini artıran bir uygulama ile yeni kapitalist çözümler devreye girmiş. Devletçi uygulamalar sınırlı kalmış ve devletin müdahalesi piyasa ekonomisinin daha sağlıklı uygulanması için zemin oluşturmaya yönelik tedbirler olarak görülmüştür. 1970’li yıllarda Fridman’nın parasalcı politikalarıyla ekonomide devlet küçülmüş ve savunma, adalet, güvenlik gibi aslı konularına odaklanmıştır. Aslında Marks haklı çıktı söylemini belli ölçüde kabul etmekle birlikte daha haklı çıkanın Hegel olduğu görülür. Marks’ın tez, anti tez, sentez esasıyla akıllarda kalan diyalektik görüşlerinden etkilendiği yine bir Alman olan felsefe dünyasının önemli isimlerinden Hegel sanki daha çok haklı. Tez-Kapitalizm, Anti-tez Sosyalizm, Sentez ise günümüzdeki küreselleşme. Sosyalist Rusya ve Çin kapitalist oldu. Kapitalizmin babası ABD, son bankalara el koyma operasyonları ve devletleştirmeler sonrası ünlü bir yatırımcının söylediği gibi Çin’den daha fazla sosyalist oldu. Rusya ile ABD’nin ekonomik model olarak çok farkları kaldı mı? Bu durumda küreselleşme sonucu oluşan sentez de bu olsa gerek. Şu vurguyu da yapmak yerinde olacak. Gelinen mevcut durumun sağlıklı ve devamlığı olacak bir görünüm olduğunu iddia etmek zor. Bunu daha çok bir tespit ve sonuç olarak görmek gerekir. Bu dengenin ne kadar gideceği önümüzdeki yıllarda görülecek.

Sistem tartışmaları ve çözüm arayışları bir süre daha devam edebilir.  2009 yılına devreden 2008 yılı bakiyesi çözümün çok da kolay olmayacağını göstermektedir. Günümüzde yaşananlarla 1929 kriziyle yapılan kıyaslamaları doğru kabul edersek krizden çıkış için oldukça geniş bir zaman dilimine ihtiyaç olduğunu da kabul etmemiz gerekecektir. Yeni modeller ve tartışmalarla geçmesi muhtemel bir 2009 bizi bekliyor.  24.12.2008

 

Zeynel A. Balcı

Acar Yatırım Araştırma Md. 

24 Aralık 2008   


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Zeynel A. BALCI Yazıları
 
 
Giresun büyük şehir olmalı mı?
EVET
HAYIR
Diger anketlerimiz için tıklayın...
 
Ören-der piknik 2012
Ören Beldesi Cami
Ören Köyü Slayt
Ören Horonu Sazalanı Hatırası
Ören-der piknik 2011
[ Tümünü Göster ]

 
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.
Türkiye geneli yol durumu hakkinda güncel bilgiler
 
Bugün, Gençlerbirliği, Eurovision, Fatih Tekke, Sabah, Gülben Ergen, Ferrari, Haber, İstanbul, Sivasspor, Sakarya, Büyükşehir Belediyespor, Van, , Mart, Umut Bulut, İbrahim Tatlıses, futbol, Genç, Sosyal, Brezilya, seksi, Akşam, foto, Turkcell, fotoğraflar, Hülya Avşar, Sinan Engin, Bugün, Mini,
 
|   Copyright © 2014 orenbeldesi.com Tüm Hakları Saklıdır.

 Site içeriğinin veya materyallerin başka bir yerde izinsiz yayınlanması kesinlikle yasaktır. !